Mustafa Oğuz

Türkiye nükleer santralle sınıf atlar mı? (1)

1955 yılından başlayarak ve dünya ile çağdaş olarak ele alınan nükleer enerji konusunda ülkemizde henüz 2010 yılında adım atılabildi. 

            “Kaset Olayı” ve “CHP Kurultayı” gündemlerinin gerisine düşmesi belki de ilginç tarihi olayların üst üste gelmesi olarak ileride anılacaktır. İran ile “Zenginleştirilmiş Uranyum Anlaşması”, İsrail Krizi ve diğer terör olayları da dikkate alırsak, ülkemizde 1955 yılında başlayan nükleer enerji girişimleri 55 yıl sonra bir ihale, karar ve anlaşma noktasına gelindi.

Bilhassa 1957, 1997 ve 2000 yılındaki nükleer enerji santrali girişimlerinin hemen ardından olan siyasal gelişmeler dikkate alınırsa, “AKP’nin neden 8 yıl beklemeye aldığını uluslar arası şartların yeni mi oluştuğu?” konusunu aklımıza getiriyor.            

            Bu konuyu önümüzdeki yazılarımızda ayrıntılı olarak ele alacağız.

            Dünyada ilk olarak denizaltılarda ve donanma gemilerinde nükleer enerjiyi kullanmak üzere füzyon deneylerine ABD, başlıyor. Ardından Einsten gibi Almanya’dan ve Avrupa’dan Amerika’ya kaçan bilim adamları “Atom bombası çalışmalarına yapımına Almanya tarafından başlanıldığını ve ABD’nin yapmasını gerektiğini” Başkan Roosvelt’e mektup yazarak öneriyorlar.  O günün parasıyla 500 Milyon Dolarlık bir projeye başlıyorlar.

            O meşhur söz ki “Atomu parçaladım ama önyargıyı değiştiremedim!” gibi özlü söz Einstein’e bu tarafıyla hiç yakışmıyor. Çünkü atom bombasının yapımına verdiği fikri ve bilimsel destek çok büyük.

           

            Rusya, dünyada ilk nükleer reaktör elektrik santralini kuruyor.

            Şu anda ABD’de 105 nükleer santral var.

            Dünyanın dörtte biri bu.

            İlginçtir ABD dünyadaki bir çok şeyin 1/ 4’ünü kullanıyor!

           

            Dünya’da Nükleer teknoloji piramidinin tepesinde 5 ülke var.

Amerika, Rusya, İngiltere,  Fransa ve Çin.

Bu ülkeler 2. paylaşım savaşının galipleri ve her türlü imtiyazları bu ülkeler kullanıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu ülkelerin daimi temsilcilerinden oluşuyor.

Kendilerinin dışındaki tüm ülkelere karşı  tam bir dayanışma içersindeler. Soğuk savaş döneminde SSCB ile ABD, konu başta nükleer olunca hemen masanın başına oturup anlaşıveriyorlar. Sonra da silahsızlanma adı altında dünya kamuoyunun hoşuna gidecek anlaşmalar yapıveriyorlar.

            Bunların dışında Kanada, İsveç, Hollanda gibi nükleer teknolojiye sahip ama nükleer bomba denemek seçeneği olmayan ülkeler var.

            Ayrıca 2. paylaşım savaşını kaybeden Almanya, İtalya ve Japonya eli mahkum olarak hala nükleer ve diğer enerjiler konusunda edilgen ülkeler olarak karşımıza çıkıyor.          İlginçtir komşu Ermenistan’ın başkenti Erivan’ın, Paris’in göbeğinde Nükleer Santraller var ve harıl harıl enerji üretiyorlar. 

           

            Ülkemizde nükleer santral deyince önce çevreci bazı kesimlerin tepkileri ve haklı olarak Çernobil Faciası geliyor. Deprem ülkesiyiz, “Aman bir deprem olursa, halimiz nice olur!” türünden haklı ama bilinçsiz kaygılar taşıyanların oranı çok yüksek. Bilinen o ki ilk nükleer kaza 1978’de ABD’de gerçekleşmiş ama koruma duvarları yüksek olduğu için çevreye zarar vermemiştir.

Mesleğinin dışında ömrünün önemli bir konusunu nükleer enerji konusunda ülkemizin nükleer enerjiyle sınıf atlayacağını savunan Emekli Büyükelçi Ömer Ersun 3 Mart 2007 Cumartesi tarihli Zaman Gazetesi’nde Nuriye Akman’la yaptığı seri röportajda bakın neler diyor;

- Türkiye’nin nükleer sanayisinin olmasını bizi çok seven radyasyon kaparız diye çok endişelenen bazı yakın dostlarımız endişeleniyor. Büyükelçi olarak Kanada’da yaşadığım tecrübeye istinaden söylüyorum mesela Taşnaklar, Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlılar falan. Geçen sefer ihaleyi geciktirmek için her şeyi yaptılar. Lobileri çalıştırıyorlar. Türkiye’de de biraz para harcarlarsa sözünü ettiğim çekirdek grup, iyi niyetlileri de tahrik edip bizi uğraştırabilir.”    

- Anti-Nükleer Çevreci Grupların içersinde Dünyayı yöneten petrol lobisinin ajanları ve Türkiye’nin birinci sınıf devlet olmasından korkan çevrelerin uzantılarının oluşturduğu bir küçük çekirdek de barınmaya çalışıyor.

            (DEVAM EDECEK)

Bu yazı toplam 441 defa okunmuştur
YORUMLAR
Einstein Önyargıyı Yok Edemedi Ama
Yorgun
Einstein Önyargıyı Yok Edemedi Ama.
Aldığın kesit Uğur Bey.
Dünya tarihindeki nice şeyleri yoketti.
Einstein, bir suçludur.
Yargılanmasa da.
24 Haziran 2010 Perşembe 00:50
yanlış anlamıyalım
uğur aytaş
ainstain bir ön yargıyı yıkmak (yoketmek)atomu parçalamaktan daha zor der ( atom onun işi)
22 Haziran 2010 Salı 09:18
????
izmir
olur mu ?????
19 Haziran 2010 Cumartesi 14:19
Yenigün e-gazete
YORUM HATTI
FOTO GALERİ
HAVA DURUMU
Uşak 13 / 30 °C  
Nöbetçi Eczaneler