Zenginleşmek güzeldir. Her insan zenginleşmek ister.
Kimilerine göre zenginleşme önce kendimiz, sonra gelecek kuşaklarımız için gerekliliktir.
Kimilerine göre de, zenginleşme ele güne muhtaç olmama, çocuklarımızı muhtaç etmemektir.
Kimileri de zenginleşme ile ilgili çapraz bakışlar geliştirmiş.”Zenginlik kusurları örter”
“Zengin gerçek dostlarını göremez” gibi sözleri günlük hayatımıza sokmuşlardır.
Aslında zenginlik çokluktur.
Çokluğa ulaşma, yani zenginleşme konusunda, başarılı bir iliz. Hele zenginliği kullanmada üstümüze yok. Bizler zenginleşince cimrilik yapmaz, yaşantımızı artık eski yaşamımız olmaktan çıkarırız. Çünkü biz zenginleşince, evimizi, arabamızı yeniler, yeni dostlar ediniriz. En pahalı yerlerde gerekli olsun olmasın yemek yer, hesabı bol bahşişle hemen öderiz. Marka giyer, İlimizde bulamadığımız markaları gider komşu illerden alırız. Yazlıksız, kaplıcasız, özel okulsuz zenginleşmeyi zenginleşme saymayız. Gençlikte yapamadıklarımızı zenginleşince yapma fırsatı bulur ve gerekenleri hemen yaparız.
Zenginliği koruma konusunda ayni başarıyı gösterdiğimizi söylemek biraz zor. Bu sebeptendir ki; zenginleşmemiz pek uzun sürmez. Hatta neredeyse zenginleşmemizden önceki durumuzdan bile daha zor günlere dönmeye başlarız.
Zenginliği hissetme ve hissettirme yukarıdaki saydığımız gibi şeylerdir.
Zenginliği sürdürme ise bizi zenginleştiren etken ve etkenlere yatırım, harcama yapma ile mümkün olur.
Maalesef bizi zenginleştiren etkenlere hakkıyla para ve zaman ayıramadık. Fabrikamıza makine almayı yatırım olarak gördük. İşletmemize borçlarımızı ödediğimizi sandık. Bizi rakiplerimizle, güçlü rekabetten galip çıkaracağını sandık. Oysa bu makinelerin parasını veren her girişimciye satıldığını göremedik.
Gerçek rekabetin, profesyonel yapıda, doğru kurulmuş ve işleyen kurumsal yapılarda, doğru ücretle, doğru çalışanda olduğunu göremedik. Biz bunları göremeyince de çalışanımızda kendini çalıştığı fabrikasına ait olduğunu göremedi. Aidiyet ruhu gelişemedi. Aidiyet ruhu gelişemeyen çalışanımız da verimli olamadı.
Arabamızın performansını ölçtük, beğenmeyince, daha fazla ücretler ödeyerek yeni arabalar aldık. Çalışanımızın performansını ölçüp daha yüksek ücretli yeni çalışanları işletmemize alamadık. Arabamıza yazlık kışlık bakımları yaptırıp, ücretlerini seve seve ödedik de; işletmemizi yılda bir defa danışmana denetletemedik. Çalışanlarımıza kişisel gelişim eğitimleri verdiremedik.
Zenginleştiğimizi fark ettik işletmemizin büyüdüğünü fark ettik. Eşimize yeni arabalar aldık da, işletmemize endüstri mühendisi, tekstil mühendisi alamadık.
Dedim ya; zenginleşmenin getirdiklerini kullanmada çok ama çok başarılı olduk. Ama zenginleşmenin sürdürülmesi konusunda sınıfta kaldık.
İnanmayan krizlerde işletmelere verilen karnelere bir baksın. Her krizde kaçımız sınıfımızı geçtik, kaçımız sınıfta kaldık.
Saygılarımla.







