Ankara Kızılay’daki büromda çöreklenmiş otururken, birden kapım çaldı.
Gelen Laleydi.
Uzun zaman olmuştu görüşmeyeli. Neredeyse beş yıl.
Üniversiteden mezun olmuş. Demek ki beş yılı geçmiş, görüşmeyeli.
O kendinden emin, özgüvenli konuşması ve tavırları daha da oturmuş.
Gözlerindeki ışık daha da parlamış.
Bölümünü üçüncü olarak bitirdiğini ve büyük bir firmadan iş teklifi aldığını söyledi.
Bunları söylerken gözlerindeki o sevinci görmeliydiniz.
O, bunları anlatırken, zihnim yıllar öncesine bir akşam vaktine gitti.
Ankara Şentepe’de, iki odalı o küçük gecekondu evinde, onunla ilk tanıştığım güne…
Soğuk bir şubat akşamıydı.
Evin kapısından içeri girdiğimde odanın ortasında, annelerimizin hamur açtığı yuvarlak tahtada ders çalışan bir genç kız ve yüzünden hüzün okunan bir anne karşıladı bizi.
İki odanın kapılarının tam ortasına kurulmuş soba ve ev sahiplerinin güler yüzü içimizi ısıttı.
Lale, o sıralarda ÖSS’ye hazırlanıyordu.
Duvarda, gördüğümde çok etkilendiğim bir kâğıt asılıydı.
Kâğıtta, bir üniversite ve bölüm ismi yazılıydı.
“Burayı mı hedefliyorsun?” diye sordum.
Kendinden çok emin ve net bir “Evet” cevabı aldım.
Lale, lise ikici sınıftayken, bir trafik kazasında iki ağabeyi ve babasını kaybetmişti.
Anne ve iki kız kardeş kalmışlardı.
Ablası bir işte çalışıyor ve geçimlerini öyle sağlıyorlardı.
Annesi bir iş bulamamıştı.
O, bu şartlar içerisinde şunu çok iyi biliyordu:
O, başarmak zorundaydı.
Başarısızlık gibi bir lüksü yoktu.
Doğru çalışmak, doğru düşünmek, doğru davranmak ve asla pes etmemek; onu bu büyük mücadelesinin sonunda istediği hedefine ulaştırdı.
Şu an, o duvarda yazılı üniversiteden ve istediği bölümden dereceyle mezun olmuş ve büyük bir firmadan iş teklifi almış olmanın onuru içerisinde; karşımda çayını yudumlarken, onun harika mutluluğunu görmeliydiniz…
Bu, elinden gelenin en iyisini yapmanın haklı mutluluğu ve huzuru…
Duvardaki yazı ne miydi?
Boğaziçi, İşletme…
Asla pes etmeyin!
Başarı, her zaman başarıyı doğurur.
Başarı, başarıyı çeker.
Bir kere pes ederseniz, bir daha pes edersiniz…
Bir kere başarırsanız, bir daha başarırısınız.
Bazı insanlar vardır, çok küçük sorunların alında ezilir, umutsuzluğa kapılır, hayata küser, yaşam sevincini kaybeder; depresyona girer ve hayatı kendine zindan eder.
Tabii sadece kendine değil, etrafındaki insanlara da hayatı zindan eder.
Bazı insanlar da vardır, çok büyük sorunları, zorlu mücadelelerle aşar ve dimdik ayaktadır.
Onlar, hiçbir zaman çaresizlik tuzağına düşmezler; her zaman umutlarını korur ve sorunların üstesinden gelmek için var güçleriyle mücadele ederler.
Ya mücadele edip kazananlardan olurusunuz ya da pes edip kaybedenlerden…






