Bir insan veya çocuk ne ister diye düşünecek olduğumuzda her halde insanın veya çocuğun istemeyeceği şey yoktur. Zaten bu soruyu sorduğum ailelerde bizim çocuk her şeyi ister, para ister diye cevap veriyorlar. Gerçekten bir insan veya çocuk ne ister. Her isteğin her ihtiyacın üstündedir, “varlığının kabul edilmesi”. İnsan bu dünyadaki en değerli varlıktır. Yani yüce yaratıcı insanı yeryüzünde kendine halife kılmıştır.
İnsan her şeyin sahibi olan yüce yaratıcı tarafından muhatap alınıyorken, Kendi gibi insancıklar tarafından muhatap alınmaması insanı çok yıpratır. Birisini psikolojik olarak yıpratmak isterseniz o insanı görmezden gelin. Bu davranıştan, bu cezadan daha ağır bir ceza olamaz. Çoğu zaman fark etmeden çocuklarımıza böyle cezalar veriyoruz. Çocuklarımız daha ilk aylarında yaptıkları her şey de anne babalarına dönüp gözlerinin içine bakarlar ve onlardan onay ve tebrik beklerler. Bebekler daha ilk haftalarında insanlarla göz teması kurarlar. Bu göz temasının altında yatan temel özellik iletişime geçtiği kişinin göz bebeğinde kendi siluetini görmesidir. Bu siluetin görünmesi varlığının kabulü anlamına gelir. Göz teması kurmadığımız insanla kolay kolay iletişime geçemeyiz, geçsek dahi sürdüremeyiz.
Çoğu zaman anne babalar çocuklarıyla iletişime geçerken göz teması kurmazlar, anne babalar ya o esnada başka bir işle meşguldürler yada televizyon izliyorlardır. Anne bir yandan yemek yapar bir yandan da anlat çocuğum seni dinliyorum der. Baba bir yandan televizyon izler bir yandan anlat çocuğum seni dinliyorum der. Tabi çocukları buna inanmazlar belli bir üre sonra da iletişim kopar. Artık varlığının inkarından bıkan çocuklar pozitif bir iletişim kuramayacağına kanaat getirdikten sonra, hiç ilgi olmamasındansa “negatif ilgi iyidir”i benimserler. Ve bundan sonra olumsuz davranışlarla ilgi çekmeye çalışırlar. Olumsuz davranışların kökeninde genellikle ilgi çekme ihtiyacı vardır.
Çocukların yaşı ne olursa olsun yaptıkları davranış ve fiillerinde ebeveynlerinin onayını veya yorumlarını beklerler. Çocuklarda olumsuz hareketler, davranış durumuna dönüşmeden çocuğumuzla pozitif iletişim kurmalıyız. Pozitif iletişimin temel prensibi çocuğumuzla iletişime geçerken sadece ve sadece ona odaklanmalıyız. Gözlerimizi gözlerinden ayırmamalıyız iletişim kalitemizi düşürecek televizyon, telefon gibi şeyleri kapatmalı, araya başka bir iş veya kişi alınmamalı. O konuşurken arada bir geri bildirimler vermeliyiz. Bu iletişim tarzımız çocuğumuzun “Varlığın kabulü ihtiyacı”nı gidermiş olacak ve böylelikle olumsuz davranış sergilemeye ihtiyaç duymayacaktır.






