Mustafa Oğuz

Demokratik Açılım İthal mi? (-4-)

26 Ocak 2010 Salı 15:07

Hatırlanması için bazı tarihi kesitler (2)

 

Misal vermek gerekirse 1898’de ilk Kürtçe gazete “Kürdistan”ı kuran Mithat Bedirhan’ın babası, 1846 yılında Cizre’nin Musul Vilayeti’ne bağlanmasına tepki gösterip devlete karşı itaatsizlik belirtileri göstermiş ardından da bölgedeki Nesturi ve Keldani’lerle sürtüşünce devlet bölgeye asker göndermiş silahlı olarak da Bedirhan Bey buna karşılık vermiştir. Neticede direnemeyeceğini anlayan Bedirhan, ailesiyle beraber teslim olmuş ve İstanbul’a getirilmiştir[1].

Ahmet Kaya’nın bazı şarkılarındaki “Bedirhan” bu aşiretten başkası değildir. Yani Ahmet Kaya’nın dağlara çıkardığı/ çatıştırdığı gerilla (Bedirhan) gariban değil, toprak ağasıdır. Cahil değil entelektüeldir. Kendi çocuklarını en iyi mekteplerde okuturken tebaası ve yamaklarını okutmamaktadır. Dert yandığı konu bölgenin ve ülkenin geri kalmışlığı değil kendi dışındaki unsurlarla (Keldani, Nesturi) toprak ve kültürel çatışma içersinde olduğudur.    

Bugün herhangi bir PKK’lıya sorduğunuzda bunları bilmeyecek ve aslında hiç de ilgilenmeyecektir. Bedirhan tipolojik olarak bugünkü birçok ağa ve aşiret yapısını temsil etmekte yöreyi ve meseleyi anlamak açısından da ayrıca önemlidir.      

          Kürdistan Gazetesi’nin Başyazarı Abdurrahman Bedirhan bir çok yazısında Abdülhamit Yönetimi’ni kıyasıya eleştirmiş Kürtlerin eğitimsiz bırakıldığını, Ermenilerle Kürtler arasında hiçbir meselenin bulunmadığını(!) Ermenilerle Kürtlerin karşı karşıya getiren Abdülhamit idaresinin bir politikası olduğunu savunmuştur[2] . İlginç olanı şu ki oğlu Osman Paşa’yı 1900’lerin başında Ermeni Terör Örgütlerine karşı yürüttüğü mücadeleden dolayı evlatlıktan reddetmiştir[3].       

          Fransız İhtilali’nin “Milliyetçi ve Özgürlükçü” fikirlerinden etkilenen Kürtlerin önemli bir kesimi zengin/aşiret ağaları önce Jöntürk hareketi içinde, ardından da İttihat Terakki Cemiyeti’nde yer almışlardır. Aslında, II. Abdülhamit’in iktidardan gitmesi ve  II. Meşrutiyet’in gelmesi ile her şeyin çözüleceğine inanan muhalefet (Jöntürkler ve İttihatçılar) beraber hareket etmişler, Osmanlılık adı verilen birlik duygusunu düal bir şekilde dışa yansıtmışlardır. 

          1889’da Askeri Tıbbiye öğrencilerinin kurduğu İttihat Terakki Cemiyeti’nin 5 kurucusundan 2’si Kürt kökenlidir. Adları da, Abdullah Cevdet ve İshak Sukuti’dir[4]. Jöntürklerin içersinde Jön-Kürtler yoğunlukla yerlerini almışlar ve II. Abdülhamit Dönemi’nde kurulan doğunun nüfuzlu ağalarının ve aşiretlerin çocuklarının okuduğu Aşiret Mektebi’nden yetişme eğitimli nice genç Jöntürk ve Jönkürt hareketlerinin içinde bulunmuştur.  

          Osmanlı ve Kürdistan Gazeteleri o dönemi incelemek ve günümüze ışık tutması  açısından önemlidir. İttihat Terakki’nin Yayın Organı “Osmanlı Gazetesi”, Jöntürkler içinde faaliyet gösteren Jönkürtlerin de “Kürdistan Gazetesi”dir. Bu gazetelerin değişik nüshalarında “Ayrılma ya da otonom olma fikirleri” olduğu gibi İttihat Terakki’yi kuran kişilerden Abdullah Cevdet gibi “Çıkar Birliği” fikrini savunanlar Kürt aydınlar da olmuştur. Günümüzde bile bu fikrin gerektiğinden daha az dile getirildiği dikkate alınırsa “Çıkar Birliği Yaklaşımı” Abdullah Cevdet’in vizyonunu ortaya koymaktadır.    

4 Haziran 1902’de toplanan I. Jöntürk Kongresi’nde Prens Sebahattin’in “Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet” (Mahalli idarelere kendi kendilerini yönetme yetkisi) prensipleri imparatorluktaki gayrimüslim ve Türk olmayan Müslüman unsurların temsilcilerine cazip gelmiş, meşruti idareye dönüp, İhtilali gerçekleştirmek için her türlü dış müdahaleyi de kongrede kabul etmişlerdir. Dış müdahale fikirlerine hiç de sıcak bakmayıp bu fikirlerin gerçekleşmesi halinde “Memleketi ecnebilere satmaktan başka bir şey değildir” diyen Ahmet Rıza, ileride Türkiye Cumhuriyeti’nin de temel esas alacağı “Türk unsurunun hakim olduğu çağdaş ve merkeziyetçi bir devlet[5]  sistemini savunarak, Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti adıyla ayırmış ve her iki taraf kendi düşüncelerini Osmanlı toplumuna kabul ettirme çabasına girmiştir[6].



[1] Fatih Ünal, Doğu-Batı Dergisi, II. Meşrutiyet 100. Yıl, Cilt 2, Sayı 46, s. 71

[2] Ünal, a.g.m,  s. 72

[3] E.E. Ramsaur, Jöntürkler ve 1908 İhtilali, Terc. Nuran Yavuz, İstanbul 1982, s. 81

[4] Ünal, a.g.m., s. 70

[5] Ünal, a.g.m., s. 74

[6] Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, I, 1984, s.21, Sina Akşin, Jöntürkler ve İttihat Terakki, 1997, İstanbul 

Bu yazı toplam 1087 defa okunmuştur
YORUMLAR
ithal olmayan kurnazlık
nafi ünal
Kendi adını saklayarak yazı yazmak bir şark kurnazlığıdır.
Bu, ithal olmadığı şüphe götürmeyen ahlak anlayışı içerisinde yazılan yazılarla poleğime girmek istemiyorum.
06 Mart 2010 Cumartesi 14:14
Nafi Ünal'a
Yorgun Demokrat
Bir ironi var Nafi Bey.
Birilerinin aile içi demokrasisi bile başka coğrafyadan geliyor!
...
03 Mart 2010 Çarşamba 00:59
demokrasi
nafi ünal
Hiç ithal olur mu ?
Makinayı, elektriği nasıl orta asyadan getirdiysek, demokrasiyi de ordan getirdik.
Saygı ve sevgilerimle.
28 Şubat 2010 Pazar 21:35
Yenigün e-gazete
ANKET
CHP Uşak İl Başkanı kim olacak?
YORUM HATTI
FOTO GALERİ
HAVA DURUMU
Uşak 6 / 17 °C  
Nöbetçi Eczaneler