İnsanlar sokaklarda yürüyorlar, yiyip içiyorlar, mağazalarda bir telaş satışlar devam ediyor, çarşıda insan dolu sıcağa aldırış eden yok, çocuklar son günlerinde okullarına gidiyorlar, okuldan gelince oyun oynuyorlar, işi olanlar işinde gücünde, işi olmayanlar, emekliler ise geziyorlar, dinleniyorlar. Akşamları herkes televizyonunu açıyor kimisi misafirliğe gidiyor, kimisi alışverişe gidiyor, kimisi eğlenmeye dışarı çıkıyor, kimisi de yaz geldi ya tatil planları yapıyor ve gün bitiminde yoruluyor herkes evine dönüyor ve sonraki güne başlayabilmek için uykuya dalıyor.
Bu arada gazetelerde veya televizyon haberlerinde son dakika haberleri geçiyor yurdumun bir köşesinde çatışma olmuş, veya askeri araç geçerken yola döşenen mayın patlamış şehit veya şehitlerimiz varmış birkaç tane de yaralı. Kimimiz haber bitmeden kanalı değiştiriyor daha fazla sıkılmamak için, kimimiz lanet okuyor sebep olanlara, kimimiz sonuna kadar izliyor haberi ve düşünüyor ne yapmalı ne etmeli diye. Ama 5 dakika sonra herkes o ilk paragraftaki hayata dönüyor. Her şey normale dönüyor ve unutuluyor. Sonra zaten siyasi gündem her şeyin önüne geçiyor, bültenlerin değişilmez haberlerinde sıra; A partisinden sayın bilmemkim B partisinden sayın bilmemkime şunu bunu demiş, B partisinden sayın bilmemkim de ona cevap vermiş. C partisi durur mu o da hem A hem B partisine cevap vermiş, bir güzel eleştirilerini ve hakaretlerini sıralamış. A,B ve C partileri bir güzel atışmışlar gün boyu, hem de hepsi birbirini takip etmiş birkaç saatin içinde cevaplarını yapıştırmışlar. Bu A , B ve C partilerinden sayın bilmemkimler birbirlerine sataşmaktan bıksalar da ülkenin en büyük sorununa ortak çözüm bulma gayretini gösterseler acaba makamları mı sarsılır? Ülkemin her gün bir başka köşesine ateş düşüyorken hala siyasi kavgaları sürdürmenin ne anlamı var? Sözün bittiği yere daha gelmedik mi? Yapılacak hiç bir şey kalmadı mı? Günde ortalama bir şehit artık kanıksanacak bir askeri zayiat haline mi geldi? ŞEHİT kelimesinin anlamı kalmadı da artık sadece 5 harften oluşan bir kelime mi oldu? Bu kadar mı duygusuzlaştık? Bu kadar mı umursamaz hale geldik? Bu kadar mı lanet olası terör örgütünün kurduğu korku imparatorluğunu kabullenir hale geldik?
Hadi siyasiler siyasete gömülmüş gidiyorlar peki ya ey halk bize ne oluyor? Hani siyasi meselelerde meydanları dolduran bizler nerdeyiz? Bu teröre karşı neden Uşak’ta 50bin, İzmir’de 500bin, Erzurum’da 100bin kişi toplanmıyor? Neden pustuk kaldık? Neden sesimizi yükseltmiyoruz lanet olası teröre karşı? 20-21 yaşlarında fidanlarımız bir bir öldürülürken neden hala kenetlenip tek yürek olamıyoruz? Yoksa biz de siyasi gerginliklerden dolayı birbirimize düşman kesildik? Yoksa o gereksiz siyasi tartışmalara kendimizi kaptırıp hepimizin canı kanı olan Türk bayrağının altında tek ses olamıyoruz? Ya da bunun da bir fayda etmeyeceğini mi düşünüyoruz acaba?
Kardeşim geçen aya kadar Diyarbakır’da askerdi. Aileden hiçbirimiz onun askerliği boyunca doğru dürüst uyku uyuyamadık. Haberlerdeki her şehit haberinde nabzımız sınırlarını zorladı, dilimiz tutuldu, kulaklarımız duymak istemedi hiçbir şeyi, çoğu zaman yutkunamadık bile. Birbirimizin gözlerinin içine bile bakamadık birbirimizin moralini bozmayalım diye. Çok şükür ki kardeşim sağ salim askerliğini bitirdi geldi. Ama ya diğerleri? Hala oralarda çocuklarından haber bekleyen, telefonda sesini duyabilmek için dualar eden onbinlerce ana baba var. Hala bizim 6 ay yaşadığımız stresi her gün yaşamaya devam eden onbinlerce vatandaşımız var. Bu acılar bitsin. Allahım hepsini yavrularına kavuştursun inşallah. Bu yazıyı kimseye karşı kin oluşturmak için yazmadım, kimseyi galeyana getirmek için de yazmadım, Kürtler de dünyadaki diğer ırklar gibi bizim kardeşimizdir, canımızdır ciğerimizdir, ama bizim derdimiz o üç beş kuruş menfaat için vatanını, milletini satanlarladır. Bile bile başkalarının maşası olarak dağa çıkan, zamanında ekmek yediği toprakların askerine ateş edenlerledir. Bu dünyada yaptıklarından zevk alan ama öbür dünyada bunların hesaplarını en ağır şekilde ödeyeceğinden haberi olmayan kahpe teröristlerledir. İnsanlıktan nasibini almamış, askerden sonra sivillerin de canına kasteden insan görünümlü yaratıklarladır. Bir gün gelecektir ve kendi yarattıkları bu kan denizinde boğulacaklardır. Bir gün gelecek ve Diyarbakır’daki Hakkari’deki, Şırnak’taki Kürt kardeşim YETER diyecektir ve artık bu teröristlerin baskılarından korkmayacak evinin camına Türk bayrağını asacaktır.
O günlerin gelmesi için ilk yapılması gereken, bizim gibi bu umutları haykırmaktan başka yapacak bir şeyi olmayanların değil, bu ülkeyi yöneten ve yönetmeye talip olanların tek bir masa etrafında toplanıp “ Bu ülkenin terör sorunu çözülünceye kadar artık kavga etmeyeceğiz, tek yüreğiz, tek yumruğuz. Bu sorunu beraber çözeceğiz. “ mesajını vermesidir. Bütün partiler, askerler ve ileri gelen sivil toplum kuruluşlarının liderleri tüm televizyon kanlarının canlı yayınlayacağı bir basın açıklaması ile kameraların karşısında bu mesajı vermeli ve bu işin üstüne gitmelidirler. Bu sorun o kadar büyük ki, birlik olmadan üstesinden gelmek imkansız. Türk halkının şu an için ihtiyacı olan tek şey bu birlik beraberlik mesajıdır. Eğer bu birliği sağlayamıyorsak hepimize yazıklar olsun !






