banner164
Başkanım Bütün Uşak hemen hemen sizi tanıyor ama öncelikle sizi tanımayanlar için kendinizi bize kısaca tanıtabilir misiniz.

1978’de Ağaçbeyli köyünde dünyaya geldim. 1992 yılında Türk Milliyetçiliği hareketi ve fikriyatıyla tanıştık. O günden bu güne kadar bir nefer olarak Türk milliyetçiliği hareketi içerisinde yer aldık.
2015 yılında merkez ilçe başkanı olarak kongrelerde seçildik. 2016 yılının nisan ayında liderimiz Devlet Bahçeli tarafından İl başkanı olarak atandım. Nefer olarak başladığımız yola teşkilat başkanı olarak devam ediyoruz şuan.

Başkanım son dönemde ülkemizde yaşanan birçok bizleri üzen olaylar cereyan etti. Bunlardan bir tanesi darbe girişimi, son dönem yaşadığımız terör saldırıları ve ülke aslında bir noktada ekonomik yönde de yıpranmış durumda; Bu konularla ilgili sizin görüşlerinizi alabilir miyim?

Aslında işin temeline inecek olursak çok basit ekonomik anlamda şunları yaptık, terör anlamında güvenlik anlamında şu önlemleri aldıktan ziyade işin temelinde şu var; işin temelinde Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ’ün Türkiye Cumhuriyeti Devleti fikriyatının yönetim şeklinde Türk Milliyetçiliği fikriyatına oturttuğu gün itibariyle aslında biz Mustafa Kemal ATATÜRK ‘ü anlayamadık.

Bu noktada da rahmetli başbuğumuz Alparslan Türkeş çizgisinden çıkan Mustafa Kemal Atatürk’ün fikriyatına ve ne anlatmak istediğini anlayamayan, onun vefatından sonraki dönemde Türk milliyetçiliği hareketini Milliyetçi Hareket Partisi adı altında tekrardan yapılandırmasıyla başladı. Aslında hem Mustafa Kemal ATATÜRK ‘ün hem Alparslan Türkeş’in rahmetli başbuğumuzun bize vermek istediği mesaj şuydu; yıllardır birileri bize İslam adı altında Arap örf âdetini empoze etmeye çalıştı. Birileri de çağdaşlık adı altında Avrupa’nın örf ve âdetini empoze etmeye çalıştı. Yani bizi biz olmaktan çıkardılar. İki kültür arasına sıkıştırarak maalesef bizi benliğimizden uzaklaştırdılar, Türklüğümüzden uzaklaştırdılar, Türk şuurundan uzaklaştırdılar.

Bugünkü yaşadığımız sıkıntıların aslında sebebi de budur. Yani bizi biz olmaktan uzaklaştıran bazı güçlerle karşı karşıya geldik.  Özbenliğimizden uzaklaşmamızı sağlayan hem terör anlamında hem ekonomik anlamda hem sosyal anlamda yaşadığımız sıkıntılardı bunlar.

Yani bize zorla giydirmek istedikleri elbiseler oldu ama bu bedene o elbiseler uymuyor maalesef. Bugün 17 devlet kurmuş bir millet olarak aslında devlet tecrübesi bütün milletler arasındaki en tecrübeli millet olarak maalesef bugün bu seviyeye düşmüş durumdayız. Fakat ben şunu anlatmak istiyorum güzelde bir şey yaşandı bu ülkede. 15 Temmuz günü Türk milleti kendi öz benliğine dönmüş durumda. 15 Temmuzdan bu güne kadar milletimiz artık kendindeki cevherin farkında ve üzerimizde oyun oynayan, oyun oynamaya çalışan hedefleri olan planları olan emperyalist güçler diyebileceğimiz güçlerde bunun farkına vardılar. Türk milletiyle o kadar kolay oynamak basit değil. Herkes haddini bilecek. Hadlerini de hala bilmiyorlar. Bu günkü  PKK olaylarıdır, ekonomik olaylardır, tabi 14 yıllık mevcut iktidarında bu konuda katkıları bu emperyalist güçlere vermiş oldukları destek ortadadır.
Ama biz devletin bekası noktasında burada bunları konuşmayacağız. Öteleyeceğiz sadece.

Terör konusu derken hangi boyutlardan bahsediyoruz; başta PKK, FETÖ ,DAEŞ  gibi bazı terör örgütlerinin artık devletimizin güvenlik güçleri tarafından muhatap alınması lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunun altında kalmamalı. Bunu söylememizin sebebi de aslında bu işleri elinde tutan birinci muhatap kim ise devletimiz direk onlarla muhatap olmalı. Birinci güçler bu gün Avrupa birliği, Nato, ABD. Karşılıklık ilkesi var ya bürokraside gerçi bu söylediğimiz yanlış anlaşılabilir ama, karşılıklık ilkesinin kullanılması lazım. Artık terör konusunda birinci muhatabımızın kim olduğu belli. Bunlar maşa bugün Fetö olur yarın pkk olur bi gün daeş olur. Bunların sahibi kim! Tasmalar kimin elinde. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunlarla muhatap olmalı. .karşılıklık ilkesi derken de şundan bahsediyorum. Bu işin bizim anlayacağımız dildeki karşılığı da kısasa kısas tır. Artık terörde bir kararlılık göstermemiz lazım. Çünkü iş çok ciddi boyutta. Taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmaması lazım.

Burada şu konuyu da öne alabilir miyiz başkanım. Aslında dostluk kurmak istediğimiz ülkeler yanlış mı seçiliyor. Türk’ün Türk den, Müslümanın Müslümandan başka dostu olmaz diye söylemlerimiz vardır bizim.

Birinci önceliğimiz misak-ı milli sınırlarındaki bizim kendi vatandaşlarımız olmalı. Ondan sonra da tarihsel geçmişe dayanarak sorumluluğumuz olan bölgeler olmalı. Bir defa uluslararası ilişkilerde duygusal davranılmaz. Milletler çıkarlarına bakarlar. Çıkarlarımız hangi noktada ise ona göre hareket etmemiz lazım. Yani dış politikada bocuk oynar gibi hamleler yapılmaz. 14 yıldır bu iktidar boncuk oynar gibi psikolojik durumuna göre ülkenin idarecilerinin psikolojik durumuna göre dış politika yönlendirdiler. Gelinen noktada bu. Hiç dostluğumuz kalmadı. Sınırlarımız gelen geçen hanına döndü.

Şu ana ülkemizde 3 milyon mülteci var. Evet insani duygularla yaklaştığımızda, İslami duygularla yaklaştığımızda kabul etmemiz lazım. Ama gelenler kimlerdir veya bu işi bu noktaya getiren zihniyet hangi zihniyettir. Bu iş bu noktaya nasıl geldi. Buna bakmak lazım ama bir kararlılık olması lazım.  Yani terörle mücadelede mevcut iktidarın ve hükümetin kararlılık göstermesi lazım. Terörün amacı şu an Türkiye’deki anayasal düzeni yıkmak. Hedef budur terördeki. Amaçları bu, gayeleri bu. Yıkmak istedikleri anayasal düzenle bu arkadaşların aynı muameleyle karşılaşmaması lazım.

Düzgün bir vatandaşla aynı düzeni yıkmaya çalışan bir teröristle aynı adalet şeklinde yargılarsanız burada adaletsizlik olur. Bu insan hakları söylemleri veya insani yaklaşalım, kazanalım anlamında altında farklı şeyler yatan söylemlerle terör çözülmez. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok.

Bize burada yaptırımda bulunan yaptırımda bulunmak isteyen ülkelerde var mı böyle bir şey. Yani teröre karşı ne kadar sert davrandıkları ortada. Onun için terörle mücadele eden güvenlik güçlerine de sonuna kadar iktidarın ve devletin güven verebilme adına kararlılık göstermesi lazım. Terörle mücadele de popülist politikalar olmaz. Terörle mücadele de kararlı olunur, devleti yıkmak isteyen zihniyete karşı gereken cevap verilir. Bu cevabın nasıl verileceği de ortadadır.

Uşak’ta MHP olarak ne gibi çalışmalarımız var neler yapıyoruz?

Biz görevi devraldıktan sonra teşkilatlarımızı yeniden yapılandırmamız gerekiyordu. Bu noktada ki çalışmalarımızı hemen hemen bitirdik. Birçok değişim yaşadık. Gayet düzgün önümüzdeki süreci omuzlayabilecek yönetimlerle yola çıktık. Ocak teşkilatlarımızla, kadın kollarımızla, ilçe teşkilatlarımız da dahil olmak üzere sosyal alanlarda projelerimiz oluyor. Konferanslarımız oluyor, teşkilat çalışmalarımız oluyor, basın açıklamalarımız oluyor. Uşak anlamında kaygılarımızı dile getiriyoruz. Bu kaygılarımız yanlış giden bazı uygulamalar noktasında ikazlarımız, fikirlerimiz oluyor. Bunları da kamuoyuyla paylaşıyoruz. Başarılı olduğumuzu da düşünüyoruz.
 
 
 
 
 
Anahtar Kelimeler:
Muhterem KuruçayUşak Mhp
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.