KOŞULSUZ ŞARTSIZ SEVEN TEK VARLIK: ANNE
Bu senenin başında tesadüfen şahit olduğum bir olayı anlatmak istiyorum bugün. Uşak’ın bildiğiniz üzere en meşhur caddesi İsmet Paşa Caddesi’dir. Bir kız öğrenci anne ve babasıyla birlikte caddede bir yere gidiyorlardı. Lise son öğrencisi olduğu için mezuniyetle ilgili bir programa gidiyorlardı ya da programdan geliyorlardı anladığım kadarıyla. Ama dikkatimi çeken bir şey vardı kız anne ve babasından 2-3 adım önde gitmesinin yanı sıra onların, kızın yanında olması kızı biraz germişti sanki eksikleniyor gibiydi bir şeylerden. Çünkü anne ve babası köyden gelmişlerdi ve üzerlerine bakıldığında da anlaşılacağı üzere kıyafetleri şehirli insanlardan farklıydı. Buram buram toprak kokan, mis gibi Anadolu kokan insanlardı o anneyle baba. Ama kız onların yanında olmalarından rahatsızdı, çünkü kız onların giyimini kendine yakıştıramamıştı, kızın arkasından seslenmelerine rağmen kız onlara atarlı ve tafralı cevaplar verip sanki bir an önce köye dönseler de onlardan kurtulsam havasındaydı. Ama o annenin ve babanın tek suçu ise kızının en mutlu zamanında yanında olmak, kızının bu yaşlara gelmesinde her türlü fedakârlıktan kaçınmamaktı. Tek suçu buydu bence bu insanların. Yazık… Hiç düşündünüz mü acaba bir annenin bir çocuğu dünyaya getirene kadar çektiği çileyi, 9 ay karnında taşıyıp dünyaya geldiğinde de gözü gibi her şeyden nasıl sakındığını bilir misiniz? Gecenin bir vakti kalkıp sizinle nasıl uğraştığını bilir misiniz? Bir annenin bir çocuğu dünyaya getirirken doğum sırasında o acının 20 kemiğin aynı anda kırılmasında çekilen acıya eş olduğunu bilir misniz? Yaa işte böyle… Ama tüm bunlara rağmen anne işte, ana yüreği bu. Yüce dağ başındaki kır çiçekleri gibidir ana yüreği. Yüce dağların zirvelerindeki kır çiçeklerini kimse görmez ama onlar hep bir geleninin olmasını bekler. Kışın karın yağmasıyla yok olurlar ortadan ama baharla birlikte tekrar açarlar, aynen bayramlığını giymiş de sevgilisini bekleyen bir kız gibi. Ama kimse gelmez ve kış ayıyla birlikte tekrar yok olurlar yaz ile birlikte tekrar açarlar ama asla ve asla bir gelenleri olmaz. Kimse onların bu güzelliğinden haberdar değildir, bilmezler de. Ve vakitleri geldiğinde de yok olup giderler. İşte anne yüreği de böyledir. Evlatlarının dertleriyle dertlenirler, sevinçleriyle sevinçlenirler hem de hiçbir karşılık beklemeksizin. Aynen kır çiçeklerinin kendi güzelliklerini kimsenin farkına varmamasından dert yanmadığı gibi bir anne de evladı için yaptığı hiçbir şey için karşılık beklemez; tek dileği kendi evladının mutluluğunu görmektir. Unutmayın ‘Cennet annelerin ayakları altındadır.’ Kıymetini bilin onların, onları üzmeyin, saygı da kusur etmeyin. Vakit çok geç olmadan gidin onların boynuna sarılın gönüllerini hoş edin. Bir gün sabah uyandığınızda onların sıcacık elleri yerine mezarının buz gibi toprağını öpmek zorunda kaldığınız da iş işten geçmiş olacak ve pişman olacaksınız. Annelerimizin duaları bizimle olsun.
Unutma: Annen giderse, senin için gerçek ağlayan gider. Ömrün gider. Darda kaldığında sana yetişen elin gider. Şu dağlanmış yüreğinde çocuk kalan yanın gider. Öpülecek elin gider. En önemlisi ise bayramın gider.
Ben de 9-B sınıfındaki öğrencilerimle sizlerin ‘Anneler Gününüzü’ kutlarız. Başta kendi annelerimiz olmak üzere tüm anneler için küçük bir video hazırladık. Umarım beğenirsiniz. Ayrıca Gazi Üniversitesinde okuyan, aynı zamanda Anakara korosunda olan değerli öğrencim Rüveyda’ya çok ama çok teşekkür ederim. Beni kırmayıp sözlerini yazdığım Atabey marşını seslendirdiği için. Yine videonun çekiminde ve oluşturulmasında büyük emeği geçen Yusuf’a da çok teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.